19 Kasım 2008 Çarşamba

Öğretmenler Günü Kredi Kampanyası

Halkbank, 24 Kasım’a özel ürünü “Öğretmenler Günü Kredi Kampanyası” ile tüm öğretmenlere kredi olanağı sunduğunu açıkladı. Halkbank’tan yapılan açıklamada, kampanya kapsamında öğretmenlerin, 28 Kasım 2008 tarihine kadar aylık yüzde 1,89?luk faiz oranı ve 24 ay vade ile bireysel ihtiyaç kredisi kullanabildikleri ve maaşlarının 10 katına kadar kefilsiz yararlanabilecekler.

Halkbank’ın öğretmenlere yaptığı kampanyadan; kamu-özel ayrımı olmaksızın anaokulu, kreş, ilk ve orta dereceli okullar, askeri okullar, polis okulları, dershaneler gibi her türlü eğitim kurumunda görev yapan öğretmenler, üniversite ve dengi yüksekokullardaki öğretim görevlileri, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tüm idari birimler ile il veya ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki öğretmen ve öğretim görevlileri yararlanabilecek.

18 Kasım 2008 Salı

COMPEX 08

Bu yıl 33. düzenlenecek olan COMPEX 2008 Uluslararası Bilgisayar ve Tüketici Elektroniği Fuarı 20 - 23 Kasım 2008 tarihleri arasında Lütfi Kırdar Fuar Merkezi’ nde ziyaretçilerle buluşacak. COMPEX 2008, bilgisayar, iletişim teknolojileri ve tüketici elektroniğinin günlük hayattaki yeri ve kullanımını gözler önüne serecek.

Paneller ve aktiviteler ile renklendirilecek olan fuar, sektörel yöneticileri, bilgi işlem yöneticilerini, satın alma yöneticilerini çatı altında toplayacak.

Virüsler, solucanlar ve Truva atları nedir?

Virüs, solucan ve Truva atları, bilgisayarınıza ve bilgisayarınızdaki bilgilere zarar verebilecek kötü amaçlı programlardır. Ayrıca Internet'i yavaşlatırlar ve hatta kendilerini arkadaşlarınıza, ailenize, çalışma arkadaşlarınıza ve Web'in kalanına yaymak için bilgisayarınızı kullanırlar. Bununla birlikte, bir kaç önlem ve biraz sağduyu kullanarak, bu tehditlerin kurbanı olma olasılığını azaltabilirsiniz.

Virüs nedir?

Virüs, kendini bir programa veya bir dosyaya iliştirerek bilgisayardan bilgisayara atlayabilen bir bilgisayar kodu parçasıdır. Yeni bilgisayarlara atladıkça bulaşır. Virüsler yazılımınıza, donanımınıza ve dosyalarınıza hasar verebilir.

Virüs (i.) Kendi kendini çoğaltması amacıyla yazılmış kod. Bir virüs, kendisini taşıyıcı bir programa iliştirir ve ardından bilgisayardan bilgisayara yayılmaya çalışır. Donanıma, yazılıma veya bilgilere zarar verebilir.

İnsanları etkilen virüslerin Ebola'dan 24-saatlik gribe kadar etki derecesi değiştiği gibi, bilgisayar virüsleri biraz rahatsız edici olanlardan tümden tahrip edici olanlara kadar çeşitlilik gösterir. İşin iyi yanı, gerçek bir virüs, insan eylemi olmaksızın yayılmaz. Virüsü yaymak birinin bir dosyayı paylaşması veya bir e-posta göndermesi gerekir.

Solucan nedir?

Solucan da, virüs gibi, kendisini bir bilgisayardan diğerine kopyalamak için tasarlanmıştır ancak bunu otomatik olarak yapar. İlk olarak, bilgisayarda dosya veya bilgi ileten özelliklerin denetimini ele geçirir. Solucan bir kez sisteminize girdikten sonra kendi başına ilerleyebilir. Solucanların en büyük tehlikesi, kendilerini büyük sayılarda çoğaltma becerileridir. Örneğin bir solucan, e-posta adres defterinizdeki herkese kopyalarını gönderebilir ve sonra aynı şeyi onların bilgisayarları da yapabilir. Bu, domino etkisinin getirdiği yoğun ağ trafiği işyeri ağlarını ve Internet'in tümünü yavaşlatabilir. Yeni solucanlar ilk ortaya çıktıklarında çok hızlı yayılırlar. Ağları kilitlerler ve olasılıkla sizin ve başkalarının Internet'teki Web sayfalarını görüntülerken uzun süreler beklemenize yol açarlar.

Solucan (i.) Virüslerin bir alt sınıfıdır. Bir solucan genellikle kullanıcı eylemi olmaksızın yayılır ve kendisinin tam kopyalarını (olasılıkla değiştirilmiş) ağlardan ağlara dağıtır. Bir solucan bellek veya ağ bant genişliği tüketebilir, bu da bilgisayarın çökmesine yol açabilir.

Solucanlar yayılmak için bir "taşıyıcı" programa veya dosyaya gereksinim duymadıklarından, sisteminizde bir tünel de açabilir ve başka birinin uzaktan bilgisayarınızın denetimini eline geçirmesini sağlayabilir. Yakın geçmişteki solucanlara örnek olarak Sasser solucanı ve Blaster solucanı verilebilir.

Truva atı nedir?

Mitolojideki Truva atı nasıl bir armağan gibi görünüp, aslında Troya kentini ele geçirecek Yunanlı askerleri taşıyorduysa; bugünün Truva atları da yararlı yazılımlar gibi görünen bilgisayar programlarıdır, ancak güvenliğinizi tehlikeye atar ve pek çok zarara yol açarlar. Yakın geçmişteki bir Truva atı, Microsoft güvenlik güncelleştirmeleri olduğu iddia edilen eklerin bulunduğu bir e-posta görünümündeydi, ancak ekteki dosyaların virüsten koruma ve güvenlik duvarı yazılımlarını devreden çıkarmayı hedefleyen virüsler olduğu ortaya çıktı.

Truva atı (i.) Yararlı gibi görünen ancak aslında zarara yol açan bir bilgisayar programı.

Truva atları, insanların, meşru bir kaynaktan geldiğini düşündükleri bir programı açmaya yöneltilmeleri yoluyla yayılır. Kullanıcıları daha iyi korumak için Microsoft e-posta aracılığıyla güvenlik bültenleri gönderir; ancak bunlarda hiçbir zaman ek bulunmaz. Ayrıca, müşterilerimize e-posta ile gönderilmeden önce tüm güvenlik uyarılarımız Güvenlik Web sitemizde yayımlanır.

Truva atları, ücretsiz olarak yüklediğiniz yazılımlarda da bulunabilir. Güvenmediğiniz bir kaynaktan asla yazılım yüklemeyin. Microsoft güncelleştirmelerini ve düzeltme eklerini her zaman Microsoft Windows Update veya Microsoft Office Update'ten yükleyin.

Bilgisayar virüsü nedir?

Bilgisayar virüsleri, bilgisayarın çalışmasını engelleyecek, verileri kaydedecek, bozacak veya silecek ya da kendilerini Internet üzerinden diğer bilgisayarlara yayarak yavaşlamalara veya başka sorunlara neden olacak şekilde tasarlanmış yazılım programlarıdır.

İnsanlara bulaşan virüslerin 24 saatte geçen grip mikrobundan Ebola virüsüne kadar çeşitli türevleri olduğu gibi, bilgisayar virüsleri de muzip virüslerden oldukça zarar verici olanlarına kadar yeni ve çeşitli biçimlerde görülür. Ancak biraz bilgi ve birkaç koruma önlemiyle, virüslere karşı daha az savunmasız olabilir ve etkilerini azaltabilirsiniz.

Not: Bilinen virüslerin hiçbiri bilgisayarınızdaki disk sürücüleri veya monitörler gibi donanımlara zarar verme becerisine sahip değildir. Fiziksel zarar verebilen virüslerle ilgili uyarılar genelde asılsız veya yanlış bilgilerdir.

Virüsler nasıl çalışır?
Temel virüsler genelde yeterli bilgisi olmayan bilgisayar kullanıcıları tarafından farkında olmadan paylaşılır veya gönderilir. Solucanlar gibi daha karmaşık olan virüsler, bir e-posta paylaşma uygulaması gibi diğer yazılımları denetleyerek kendilerini otomatik olarak çoğaltabilir ve diğer bilgisayarlara gönderebilir. Truva atı adı verilen belirli virüsler (adlarını efsanevi Truva Atı’ndan alırlar), faydalı bir program gibi görünerek kullanıcıların aldanıp onları karşıdan yüklemelerine yol açabilir. Bazı Truva atları, beklenen işlemleri yerine getiriyor gibi görünürken bir yandan da sisteminize veya ağa bağlı diğer bilgisayarlara zarar verebilir.

Yeni GTA'dan Detaylar

Nintendo DS konsoluna çıkacak olan başarılı serinin son oyunu Grand Theft Auto: Chinatown Wars ile ilgili son bilgiler.

Grand Theft Auto: Chinatown Wars'un adına aldanıp sadece Çin Mahallesi'ni konu alacağını sanmayın. Zira önümüzdeki yılın ilk aylarında Nintendo DS'e çıkacak olan Rockstar Leeds yapımı oyun, Liberty City'nin beş bölgesinden dördünü içerecek. Cel-shader grafiklere sahip olan Chinatown Wars, 360 derece döndürülebilen kamera, araçlar ve yayalarla dolu yollar, PDA olarak hizmet gören dokunmatik ekran gibi özellikler ile tam tekmil bir Grand Theft Auto deneyimi yaşatacak.
shiftdelete.net

20.000 resimlik dev clipart arşivi

Aşağıda kategorilere ayrılmış clipart' lardan istediklerinizi indirebilirsiniz..
animals part-1 , animals part-2
American_History
armed_services
art
blanks
buildings
camera
cartoon
clothes
computer
education
energy
famous
fictional_characters
flags
food
geography
hieroglyphs
holiday
household
medical
money
music
office
page_frames
people
plants
recreation
religion_mythology
rocks_minerals
scenic
science
sign_language
signs_symbol
small_icons
smiley
space
telephone
time
tools
toys
transportation
travel
weapons
weather
working
world_history

17 Kasım 2008 Pazartesi

Dünyanın En Hızlı 10 Bilgisayarı

Dünyanın en hızlı süper bilgisayarlarının listesini hazırlayan Top500.org, listesini yeniledi. Dünyanın en hızlı bilgisayarı nerede?

Dünyadaki en hızlı bilgisayar kümelerinin listesini tutan Top500.org, en son haziranda yenilediği listesini tekrar tazeledi ve en hızlı 500 süper bilgisayarı duyurdu. Listedeki bilgisayarlara bakıldığında Kasım 2008 listesinde Intel işlemcili bilgisayar sayısı 379'a yükselmiş durumda. IBM PowerPC ve AMD Opteron işlemcileri ise sırasıyla 60 ve 59 sisteme kendi işlemcileriyle güç veriyorlar. Ayrıca HP, 209 sistemin mimarıyken, 188 sistem kuran IBM, HP'nin gerisinde kalmış durumda.

Zirvede Kim Var?

Haziran güncellemesinden bu yana zirvedeki isim değişmedi. ABD'de Los Alamos araştırma merkezinde bulunan Roadrunner isimli bilgisayar 1105 PetaFLOPS performans seviyesiyle liderliği koruyor. Bu bilgisayarda IBM tarafından üretilen BladeCenter QS22 isimli bilgisayar kümeleri Infiniband teknolojisiyle birbirine bağlanıyor. Kümeleri oluşturan birimlerde IBM, Toshiba ve Sony tarafından ortaklaşa üretilen Cell işlemcilerinin 3,2 Ghz'lik bir türevi ve çift çekirdekli 1,8 GHz hızında AMD Opteron işlemciler kullanılıyor.


En Hızlı İlk 10 Bilgisayar

1 Roadrunner - BladeCenter QS22/LS21 Cluster, PowerXCell 8i 3.2 Ghz / Opteron DC 1.8 GHz
2 Jaguar - Cray XT5 QC 2.3 GHz
3 Pleiades - SGI Altix ICE 8200EX, Xeon QC 3.0/2.8 GHz
4 BlueGene/L - eServer Blue Gene Solution
5 Blue Gene/P Solution
6 Ranger - SunBlade x6420, Opteron QC 2.3 Ghz, Infiniband
7 Franklin - Cray XT4 QuadCore 2.3 GHz
8 Jaguar - Cray XT4 QuadCore 2.1 GHz
9 Red Storm - Sandia/ Cray Red Storm, XT3/4, 2.4/2.2 GHz dual/quad core
10 Dawning 5000A - QC Opteron 1.9 Ghz, Infiniband, Windows HPC 2008
shiftdelete.net

Mickey Mouse 80 yaşında

İnsan özellikleri taşıyan ve 1928 yılında, ilk sesli çizgi film 'İstimbot Willie' ile (Steamboat Willie) ünlü olan Miki Fare karakteri, sonraları kısa metraj çizgi filmin yıldızı haline dönüştü.

Walt Disney'in kendisi tarafından tasarlanan ve seslendirilen Miki Fare karakteri, Disney'in, küçük bir otel odasında gördüğü, yuvasından çıkan sevimli fındık faresinden aldığı ilhamla ortaya çıktı.

Karakter, şirketin resmi tarihkayıtlarına göre, 1928 yılında yapılan tren seyahatleri sırasında geliştirildi.Üne kavuşmadan önceki ismi 'Mortimer' olan karakterin adı, Walt Disney'in eşi Lillian'ın isteğiyle 'Mickey' olarak değiştirildi.

Karakter, ilkolarak, Disney'in şef animatörü Ub Iwerks tarafından çizildi. Walt Disney ve Iwerks, Miki Fare için 'Zırdeli' ve 'Dörtnala Gauço'adında iki sessiz çizgi film yarattı. Disney, daha sonra, Al Jolson'un 1927'de yarattığı caz şarkıcısının büyük bir başarı kazanması üzerine, karakterin yer aldığı filmleri şarkı, müzik ve ses efektleriyle süslemeye karar verdi.

'İstimbot Willie'nin çok kısa süre içinde büyük bir sükse kazanmasının ardından Miki Fare, 1930'ların sonlarına kadar 100'den fazla çizgi filmde yıldızlaştı. Popülaritesi 1940'larda azalan Miki Fare, 1950'lerde yeni bir hayata başladı ve 'Miki Fare Kulübü'nün televizyonda yayımlanması ve eğlence merkezi Disneyland'ın açılmasıyla tekrar herkesin sevgilisi oldu.

Miki Fare ve ailesi

İlk 5 yıl yaratılan çeşitli çizgi karakterlerle pek bir yere varılamadıysa da 1928'de Walt Disney'in ürettiği Miki Fare büyük yankı uyandırdı.

Walt Disney Company'nin şöhretini de artıran Miki Fare'yi, kız arkadaşı 'Mini Fare' izledi. Ardından köpek Pluto, Goofy ve Donald Duck geldi. Yaratılan her karakter beğeni toplarken, şirket milyonlarca dolarlık dev yatırım projeleriyle masal kahramanlarını da animasyon haline getirmeye başladı.

PamukP renses ve Yedi Cüceler, Pinokyo, Define Adası ve Davy Crockett ile devam eden seriler, Walt Disney Company'yi giderek büyüyen dev bir endüstri haline getirdi.Walt Disney, 1955'de California'da, Los Angeles'ın güneyindeki Anaheim'dailk Disneyland eğlence parkını açtı. Ardından Florida eyaletinin Orlando kentindeikinci eğlence parkının açılışını yaptı.

Paris ve Tokyo'da da parklar açtı. Sayısı 6'ya ulaşan bu eğlence parkları dünyanın dört bir yanından gelenziyaretçiler tarafından ilgi gördü. Walt Disney 1966 yılında akciğer kanseri nedeniyle yaşamını yitirdikten sonra da Disney şirketi büyümeye devam etti.Walt Disney şirketinin yıllık geliri 25 milyar dolara çıktı. 1995 yılında Disney ABC televizyon şirketini satın aldı ardından Fox televizyonunu bünyesine kattı.
antoloji.com

Dünyanın en ucuz otomobili Tata Nano

624 cm3’lük minik bir motora sahip “Nano” adlı otomobil, bu yıl 100 bin rupiye (2500 dolar) piyasaya sürülecek. Otomobilin temel versiyonunda klima, takviyeli direksiyon ve elektrikli cam gibi özellikler bulunmuyor.

Yeni Delhi’de yapılan tanıtma töreninde konuşan şirket müdürü, bu otomobilin üretilmesini, aya ilk seyahat veya Wright kardeşlerin ilk uçuşu kadar önemli olarak nitelendirdi.

Otomobilin hava kirliliğini artıracağı iddialarını reddeden müdür, otomobili “herkesin alabileceği güvenli ürün” olarak tanımladı.

“Nano”nun, dünyada ucuz otomobil piyasasında rekabeti artıracağı tahmin ediliyor. (NTVMSNBC)

Günde 1 YTL’ye Limitsiz Tarife


Vodafone’un yeni tarifesi CepLimitsiz, faturalı Vodafone abonelerini kendi aralarında günde 1 YTL’ye sınırsız konuşturuyor.

Numara taşınabilirliği ile GSM sektöründe oluşan yeni rekabet koşulları, cep telefonu operatörlerini bir yandan rakiplerinin abonelerini kendi taraflarına geçirme yarışına sokarken, diğer yandan mevcut abonelerini kaybetmemek için yeni tarifeler yaratmaya zorluyor.

“Günümüzün ekonomik koşulları ve diğer operatörlerin sunduğu koşullar, tüm bireyleri günlük hayatlarında kısıtlamalara yöneltiyor. Biz bu kısıtlamaları Vodafone CepLimitsiz tarifesiyle ortadan kaldırıyoruz. CepLimitsiz’le Türkiye’de ilk kez herkes faturalı, faturasız, kurumsal veya bireysel tüm kullanıcıları günün 24 saati özgürce arayabiliyor. Abonelerimiz bu tarife ile aylık telefon faturalarını sabitleyerek limitsiz ve kendilerine uygun farklı fiyat seçeneklerini tercih ederek konuşabilecekler” şeklinde konuşan Vodafone Türkiye Bireysel İşletme Bölüm Başkanı Engin Aksoy, faturalı Vodafone abonelerini kendi aralarında günde 1 YTL’ye limitsiz konuşturacaklarını açıkladı.

Ayda 30,3 YTL ödeyecek aboneler, tüm Vodafone’lularla limitsiz; diğer operatörler ve sabit telefonlarla da dakikası 30,3 YKr’den konuşabilecekler.

CepLimitsiz tarifesinde aboneler, kendi iletişim şekillerine göre ek avantajlar seçerek özgürlüğün tadını daha da artırabiliyorlar. Aylık ek 6,06 YTL ödeyen CepLimitsiz aboneleri, yurtiçindeki tüm Vodafone’lulara limitsiz ve ücretsiz SMS gönderebiliyor. Yurtiçindeki tüm GSM ve sabit telefon numaralarına sınırsız ve ücretsiz SMS göndermek isteyen CepLimitsiz abonelerinin ise ayda 18,18 YTL ek ücret ödemesi yeterli.

CepLimitsiz aboneleri aylık 12,12 YTL ek ücret ödeyerek tüm ev ve iş telefonlarını ücretsiz arayabiliyor. 6,06 YTL ek ücret ödeyenler ise diğer operatörlerle yarı fiyatına, dakikası 15,15YKr’den konuşabiliyor. CepLimitsiz’de konuşmalar 6 saniyelik periyotlarla ücretlendiriliyor. Bu ücretlerin tamamına KDV ve ÖİV dahil.
tubider.org

Destere (2008)

"Testere" nin yerli versiyonu olarak düşünülmüş, 'Robinson Crusoe & Cuma'nın çizeri Gürcan Yurt'un yazıp yönettiği film, 'H'leri söyleyemediği için adları 'H' ile başlayan (Hamza, Hamdi gibi) insanları işkenceden geçirerek öldüren Trakyalı bir seri katilin maceralarını konu alıyor. Seri katilin kendine kurban seçtiği Hayrettin ve Hayati adlı aynı köyde yaşayan iki Trakyalı çiftçidir.

Bir gün kendilerini tanımadıkları bir köy evinin bodrumunda bulurlar ve katilin sesiyle banttan dinledikleri "Oyun üüle oynanmaz, büüyle oynanır" oyununun tam ortasına düşerler.
sinema.com

Osmanlı Cumhuriyeti

Geçtiğimiz gün Ataköy Galeria Alışveriş Merkezi’ne gelenler hoş bir sürprize tanık olarak Padişah 7. Osman’ın tellağı ve davulcusu ile karşılaştılar. Halkın meraklı bakışları arasında önce fuayede ardından da restoranların bulunduğu katta Sultan’ın buyruğunu duyuran tellak, şu fermanı okudu:

Duyduk duymadık demeyin!
Padişah 7. Osman’ın fermanıdır;
“Osmanlı Cumhuriyeti” 21 Kasım’da cümlealem sinemalarda!
Gitmeyenin kellesi vurula!
Duyduk duymadık demeyin!

Filmin senaristi ve yönetmeni Gani Müjde de ziyaretçilerle birlikte gülümseyerek tellak ve davulcunun gösterisini izledi. Sinema salonlarının kapıları da 3. Boyutlu saray kapıları ile Osmanlı Cumhuriyeti için özel olarak hazırlandı.

Film için “Bu benim kurduğum bir hayal. Bu hayali seyirci de sever ve paylaşırsa ne mutlu bana! Hep diyorum; Osmanlı Cumhuriyeti’ni ben kurdum, onu seyredecek olan sizlersiniz!” diye konuşan Müjde, “Osmanlı Cumhuriyeti”ni ‘trajikomik’ bir film olarak tanımladı. Müjde, “Sadece geçmişe dair şeyler değil hatta hemen hemen hiç geçmişe ait şeyler değil bugün yaşadığımız sorunlarla ilgili göndermeler bulacaksınız Osmanlı Cumhuriyeti’nde.” Dedi.

Başrollerini Ata Demirer, Vildan Atasever, Ruhsar Öcal ve Sümer Tilmaç’ın paylaştığı “Osmanlı Cumhuriyeti” 21 Kasım’da sinemalarda olacak.
sinema.com

Efes Antik Kenti



Tarihin şekillenmeye başladığı zamanlarda tarihin nefes alıp verdiği topraklardayız anlatmaya belki ömür yetmez bu toprakları ama olsun biz başlayalımda bir arkasını getirir elbet.



İzmir İli Selçuk İlçesi sınırları içindeki antik Efes kenti’nin ilk kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik Dönem olarak adlandırılan Cilalı Taş Devri’ne kadar inmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda Efes çevresindeki höyükler (tarih öncesi tepe yerleşimleri) ve kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nde Tunç çağları ve Hittitler’e ait yerleşimler saptanmıştır. Hititler Dönemi’nde kentin adı Apasas’tır. M.Ö. 1050 yıllarında Yunanistan’dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti Efes, M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır. Bugün gezilen Efes ise, Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300 yıllarında kurulmuştur. Hellenistik ve Roma çağlarında en görkemli dönemlerini yaşayan Efes, Asya eyaletinin başkenti ve en büyük liman kenti olarak 200.000 kişilik nüfusa sahipti. Efes, Bizans Çağında tekrar yer değiştirmiş ve ilk kez kurulduğu Selçuk’taki Ayasuluk Tepesi’ne gelmiştir. 1330 yılında Türkler tarafından alınan ve Aydınoğulları’nın merkezi olan Ayasuluk, 16.Yüzyıl’dan itibaren giderek küçülmeye başlamış, 1923 yılında Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra Selçuk adını almış ve bugün 30.000 kişilik nüfusa sahip turistik bir yerdir.

Antik dünyanın en önemli merkezlerinden biri olan Efes, İ.Ö. 4.bine dek giden tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynamıştır.

Doğu ile Batı (Asya ve Avrupa) arasında başlıca kapı durumunda olan Efes önemli bir liman kenti idi. Bu konumu Efes’in çağının en önemli politik ve ticaret merkezi olarak gelişmesini ve Roma Devrinde Asia eyaletinin başkenti olmasını sağlamıştır.
Ancak, Efes antik çağdaki önemini yalnızca büyük bir ticaret merkezi olarak gelişmesini ve başkent oluşuna borçlu değildir. Anadolu’nun eski anatanrıça (Kybele) geleneğine dayalı Artemis kültünün en büyük tapınağı da Efes’de yer alır. Bu tapınak dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilir.

Efes tarihi boyunca birçok kez yer değiştirdiğinden kalıntıları geniş bir alana yayılır. Yaklaşık 8 km²lik bir alana yayılan bu kalıntılar içinde kazı-restorasyon ve düzenleme çalışmaları yapılmış, ziyarete açık olan bölümlerdir.

1- Ayasuluk Tepesi (İ.Ö. 3. bine tarihlenen en erken yerleşim ile Bizans Devrine ait, Hıristiyanlık dünyası için büyük önem taşıyan St. Jean Kilisesi),



2- Artemision (İ.Ö. 9-4. yüzyıllara ait önemli bir dini merkez; dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı)

3- Efes (Arkaik-Klasik-Hellenistik-Roma ve Bizans Devri yerleşimi),

4- Selçuk (Selçuklu, Osmanlı Dönemi yerleşimi ve bu yerleşimi barındıran, bugün önemli bir turizm merkezi olan modern kent),


Antik Çağda önemli bir uygarlık merkezi olan Efes bugün de yılda ortalama 1,5 milyon kişinin ziyaret ettiği önemli bir turizm merkezidir.
Efes’teki ilk arkeolojik kazılar British Museum adına J.T. Wood tarafından 1869 yılında başlamıştır. Wood’un ünlü Artemis Tapınağını bulmaya yönelik bu çalışmalarına 1904 yılından sonra D.G. Hogarth devam etmiştir. Bugün de çalışmalarını sürdüren Avusturyalıların Efes’teki kazıları ilk olarak 1895 yılında Otto Benndorf tarafından başlatılmıştır. Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında kesintiye uğrayan çalışmaları 1954 yılından sonra aralıksız devam etmiştir.
Efes’te Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün çalışmalarının yanı sıra 1954 yılından itibaren Efes Müzesi de T.C. Kültür Bakanlığı adına kazı, restorasyon ve düzenleme çalışmalarını sürdürmektedir.


EFEST’TEKİ ANTİK YERLER:

ST.JEAN BAZİLİKASI

Bizans İmparatoru Justinyen’in MS.6.yy.’da St.Jean adına yaptırdığı bazilika,Ayasuluk Tepesi’nde yer almaktadır.40X110 metre boyutlarındadır.Batıdan girilen yapının planı bir haç’ı andırır.

Kilise kısmı kalın fil ayakların taşıdığı altı büyük kubbe ile örtülü olan bazilike ve Nartex bir kubbe ile örtülüdür.

Bazilika’nın ortasında kubbe altında ve zemin seviyesi altında olan St.Jean Mezarı’nın doğu tarafında rahiplerin oturdukları kısımlar bulunur.Bu yapılar kiliseden yarım daire biçiminde ayrılır.Mezar alanının kuzeyinde aziz resimlerden oluşan fresklerin bulunduğu kilisenin restore edilen sütun başlıkları üzerinde İmparator Justinyen ile karısı Theodora’nın monogramları vardır.





ARTEMİS TAPINAĞI
Efes’lilerin ilk yerleşimlerinin bu tapınağın olduğu yerde bulunduğu bilinmektedir.Daha sonra bir depremle tapınağın yıkılması üzerine Roma İmparatorluğu’nun yardımı ile Efes’liler tapınağı yeniden ve daha gösterişli bir biçimde inşaa etmişlerdir.Dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilen Efes Artemis Tapınağı’nın bugün sadece temel kalıntıları bulunmakatdır.

Selçuk’tan Kuşadası Yolu’na girişte sağda bu görkemli tapınağın kalıntıları ile karşılaşılır.Bakir Doğa Tanrıçası Artemis inancının köken itibarı ile bir Anadolu inanışı olduğu ve kaynağının Hititlerin ana tanrıçası Kibele’ye dayandığı bilinmektedir.Efes’te bu iki ana tanrıça bolluk ve bereket timsali olarak anılmakta ve İlyada Destanları’nda da doğum yeri olarak eski Yunancada bıldırcın anlamına gelen " Ortyge " olduğu bildirilmektedir.Ortyge’nin bugün Efes’te kurulduğu yer olan Bülbül Dağı’ı olduğu kaynaklarda yer almaktadır.Artemis Tapınağı 127 sütunlu olup cephedeki 36 sütunu kabartmalıdır.Tapınağın 125 metre uzunluğu,60 metre genişliği ve 25 metre yüksekliği olabileceği düşünülmektedir.Tapınağın en eski kalıntılarının MÖ.6 yy’a kadar tarihlendiği,tapınağın ikinci kez yapılışında ölçülerin 105 metre uzunluk,55 metre genişlik,25 metre yükseklik ile 600 metrekarelik bir alana yayıldığı bilinmektedir.

En son olarak MS.263 yılında Got’lar tarafından saldırıya uğrayan tapınak yıkılmış ve yağma edilmiştir.1869 yılında İngiliz Wood tarafından bulunan Artemis Tapınağı’nda 1904’de yine İngiliz olan Hogart kazılarını sürdürmüştür.Bugün Ören yerindeki kazılar Avusturalya’lılar tarafından yapılmaktadır.

TİYATRO
Efes Harabeleri’nin en güzel yapılarından biri olan tiyatro oldukça sağlam kalmış ve restorasyonlarlabugün de Efes Festivali gibi şenliklerde rahatlıkla kullanılmaktadır.Bu güzel ve 25.000 kişi kapasiteli büyük bir tiyatronun kuzey batısında 2 ionik sütunlu hellenistik bir çeşme yerleştirilmiştir.Tiyatronun ilk kez hellenistik dönemde yapıldığı bilinmekte ise de bugüne gelen tiyatronun İmparator Cladius zamanında yeniden inşaasına başlatıldığı,İmparator Trianus (98-117) döneminde tamamlandığı bilinmektedir.Tiyatronun ön kısmında oldukça sağlam ve iri taşlardan yapılmış soyunma yerleri belirgin şekilde görülmektedir.Bu mekanlar günümüzde " Efes Festivali " için sanatçıların soyunma yerleri olarak kullanımaktadır.İlk döneminde 3 katlı olan tiyatro her biri 22’şer basamaklı üç bölümden oluşur.Sahne binası 18 metre yüksekliğindedir.MS. 54 yıllarında St.Paul ’un bu tiyatrodan Efes’e seslendiği ve büyük tepkiyle karşılandığı rivayet edilir.25X40 ebatlarındaki sahnenin arka duvarları son derece süslü ve nişler içinde heykellerin bulunduğu bir görünüm taşımaktadır.Akustiğin çok iyi olduğu tiyatroda,sahnenin görünmesini sağlamak açısından tribün çok dik inşaa edilmiştir.




CELSUS KİTAPLIĞI
Agora’nın güney yanında yer alan Celsus Kitaplığı,MS.135 yıllarında Asya Konsülü Julius Celsus Halemaeanus adına oğlu Julius Agiula tarafından Romalı Mimar Vitruoya’ya yaptırılmıştır.60.92x16.72 metre ebatlarındaki dıştan iki katlı içten 15 metre yüksekliğinde tek bir salondan oluşur.Salonu çevreleyen 3 katlı galerilerden duvarlara serpiştirilmiş pencerelerden ışık süzülür,arka duvardaki bir kapıdan Celsus’un mezarına geçilir.Celsus’un burada bulunan heykeli bugün İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Roma Mimarı özelliklerini tümüyle yansıtan yapının ön cephesinin dekorasyonu devrin en güzel örnekleri arasında yer alır.Ön cephe kolonları arasında yer alan 4 kadın heykeli " Akıl ", " Kader ",İlim " ve " Erdem " öğelerini sembolize eder.Bu heykellerin orijinalleri bugün Viyana Müzesi’nde bulunmaktadır.Parşömen ruloların,kitaplıkta nemden etkilenmemesi için iki tarafı tuğladan örülmüş kapalı raflarda korundukları belirlenmiştir.Bu kitaplık kendi döneminde dünyanın sayılı bilim adamı ve düşünürünün yetişmesine aracı olmuştur.



YEDİ UYURLAR

İzmir ili Selçuk ilçesinde Yedi Uyurlar Mağarası bulunmaktadır. Yedi Uyurlar yüzyıllar boyunca Anadolu’da yaşayan ve din kitaplarına da girmiş bir öyküdür. Yedi Uyurlarla ilgili Selçuk’taki mağaranın yanı sıra Anadolu’da, Diyarbakır Lice ilçesine 15 km. uzaklıktaki İnceburun Dağları’nda da aynı isimli bir mağara bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Yedi Uyurların Afşin-Elbistan, Eskişehir ve Tarsus’ta da makamları vardır.

Yedi Uyurlar tarihi çağlarda yaşamış, Yamliha, Mekselina, Meslina, Mernuş, Debernuş, Saznuş ve çoban Kefeştatyus isimli yedi gencin başından geçen mucizevî bir olaydır. Bu olay kutsal kitaplarda ve tarihi kaynaklarda da yer almış, çeşitli el yazmalarına da konu olmuştur. Yedi Uyurlar mucizesi Kuran’ın 110 ayetten meydana gelen Kehf Suresinde (18.sure) 8 ile 25. ayetleri arasında anlatılmıştır.

Yedi Uyurlar öyküsüne göre, çok tanrılı dinin hüküm sürdüğü kentte yedi genç adam Hıristiyanlığa ve tek tanrıya inanmışlardı. O sırada yöreyi yöneten kral zalim olduğu kadar koyu bir pagan idi. Tebaasının tüm dinsel özgürlüğünü sıkı kontrol altına almıştı. Bu baskıdan kurtulmak için çare arayan gençler bir mağaraya sığınmışlardır. Bu olay aynı zamanda da Taberi’nin yazmış olduğu Tafsir-ül Menakip Tercümetu’l Mevait isimli eserinde de anlatılmıştır.
http://www.izmirgunlugu.blogspot.com/

Sancılı Adet Sebebleri ve Tedavileri

Adetler esnasında şiddetli sancıların ve genel şikayetlerin mevcudyetine tıp dilinde Dismenore adı verilir.Her 10 kadından 1 tanesinin bu şikayetlere sahip olduğu kabul edilmektedir.

Dismonere ilk adetin husulünden hemen birkaç ay sonra başlarsa Primer, eğer sancısız adet gören bir kadında sonradan dismenore şikayetleri başlarsa Sekonder adını alır.Dismenore şikayetlerinin uzun bir süre hatta hayat boyunca devam ettiği vakalar vardır.Primer Dismenore vakalarının yüzde 70’ini teşkil eder ve sebebi hormonaldir. Sekonder Dismenore görüldüğü andan itibaren başlar ve 24 saat sonra kaybolur, ya adetten bir gün önce başlar ve adetin başlamasından hemen sonra kaybolur veya adetten önce başlayan sancı adetin birinci günü çok şiddetlidir ve sonraki günler şiddetini azaltarak kaybolur.

Adet Öncesi Sakinleştirici Sebebler
Premenstruel Sendrom tedavisinde progesteron hormon veya sentetik progestatifler kullanılır.Vücutta biriken suyu boşaltmak için diüretik ilaçlardan faydalanılır.Hastaya sodyumdan fakir bir diyet verilir.Kadının bu devreyi sakin geçirmesi için sakinleştirici ilaçlarla takviyesi gerekir.Nihayet alerjik hadiselere karşın antihistaminik ilaçlar kullanılcaktır.

Adet Kanamasında Migren Ve BaşAğrısı
Boyun ağrısı hissi hakimdir.Bu gibi kadınlarda oynak bir tansiyon görülür.Kilonun adet öncesi ve sonrası farklılığı çok belirgindir.Vücudun hemen bütününde bir ödem vardır.Bu ödemin çoklukla adet sonrası kalktığı bilinmektedir.

Kadınsal organlar dışında , Premenstruel Sendrom belirtilerine gelince, bunların başında migreni ve bulantıları görüyoruz.Bazen kusmalar da görülür.Kabızlık ve ishal geçici olarak meydana gelebilir.Yine geçici olarak oluşan hemeroide bağlı belirtiler zikredilebilir.Yalancı kalp ağrısı, boğazdaki ödeme bağlı konuşma zorluğu, saçların kolay dökülmesi, vücutta sağlık hissi, kanda şekerin düşmesine bağlı belirtiler başlıca olguları teşkil ederler

Adet Kanamasında Sıkıntılı Geçen Üç Hafta
Orta şiddetteki Premenstruel Sendrom belirtileri genellikle adetin başlamasıyla veya birinci, ikinci günü kaybolurlar.Şiddetli şekilde kadın sadece adetten sonraki bir haftayı geçirmekte yaşamının diğer üç haftası sıkıntılarla geçmektedir.
Orta veya şiddetli Premenstruel Sendromda, adet kanamasının uzun süre ve bol olarak devam ettiği bilinmektedir.Adetin ilk iki gününde ağrı vardır.İki adet arasındaki zaman kısalmıştır.
Genel muayenede nabız süratli,bazı bazı taşikardi oluşmaktadır.Sıkıntı, yalancı kalp ağrısı ve nefes alma güçlüğü ilave bulgulardır.Tiroid guddesinde herhangi bir anormallik olmamasına karşın kadın elini durmadan boynuna götürdüğü fark edilir.
http://dengidengine.blogspot.com/

Lazer Epilasyon Nedir?

Lazer Epilasyon - Lazer epilasyon başlamanın tam zamanı. Yaza kadar lazer epilasyon ile istenmeyen tüylerinizden kurtulabilir, pürüzsüz bir cilde kavuşabilirsiniz.

Gelişmiş bilgisayar sistemi sayesinde kişinin cilt rengine, kılın rengine kalınlığına ve yoğunluğuna bakılarak kişiye özel ayarlamalar yapılabiliyor. Bu sayede cilde hasar vermeyecek ancak kıl kökü üzerinde maksimum tahribat yapacak en efektif dozlarla çalışılıyor.Böylece lazer epilasyon işlemi yanık ve lekelenme riski olmadan güvenli bir şekilde uygulanıyor ayrıca en kısa sürede etkin kalıcı sonuç elde ediliyor.
Vücuttaki istenmeyen kılların lazer epilasyon (laser epilation, laser hair removal) yöntemi ile yok edilmesi dünyada yaklaşık 20 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu süre içinde ND Yag, Alexandraite ve Diode lazerler olmak üzere 3 farklı jenerasyon cihaz geliştirilmiştir. Cihazların gelişmiş teknolojisi sayesinde eski sistemlere oranla çok daha etkili, güvenli ve kalıcı sonuçlar sağlanmakta, seanslar mümkün olabilecek en kısa sürede tamamlanmakta ve uygulama sırasında duyulan rahatsızlıklar en aza indirgenmektedir. Bayanların yanı sıra erkeklerin de ilgi gösterdiği lazer epilasyon yöntemi, Avrupa ve Amerikada da milyonlarca kişide başarı ile uygulanmaktadır.
Light Amlification by Stimulated Emmition of Radiation kısaca lazer (laser) ışını, bildiğimiz ışıktan farklı olarak ışığın tek dalga boyunda düz bir demet halinde yayılmasıdır. Lazer ışını doku üzerine düştüğünde dokunun özelliklerine bağlı olarak üç farklı olay gerçekleşmektedir.
1. Yansıma: Yansıyan ışık çarptığı yere enerji bırakmaz.

2. Geçirgenlik: Işık, dokudan geçtiğinden dokuya enerji bırakmaz.

3. Absorbsiyon: Absorbe olan ışık tüm enerjisini çarptığı yere bırakarak ısınmaya neden olur. İnsan cildi gibi yarı geçirgen dokularda her üç olay birden değişik kombinasyonlar içerisinde görülür.
http://dengidengine.blogspot.com/

Lazer Epilasyon Kimlere Uygulanabilir?

Lazer epilasyonda ten rengi önemli midir?
Lazer epilasyon yöntemi, beyaz tenli ve koyu renk tüylü kişilerde etkinliği daha yüksek olan bir yöntemdir. Bu özellikteki kişilerde dokuya hasar vermeden yüksek dozlar kullanmak mümkün olacağından ve kıl kökleri de koyu renkli olduklarında ışını daha fazla absorbe edeceğinden tedavi, seans sayısı bakımında daha kısa sürede tamamlanmaktadır. Yeni jenerasyon lazer cihazlarında, kişiye ve uygulama yapılacak bölgeye özel ayarlamalar yapabilme imkanı olduğundan, cilt rengi esmer olan kişilerde, bronz tenlilerde hatta zencilerde bile, dozlar cilde zarar vermeyecek seviyelere indirilerek işlem güven ve başarı ile uygulanmaktadır.
Lazer epilasyonda neden birden fazla seans gerekmektedir?
Vücut kılları anajen, katajen ve telojen olarak adlandırılan üç gelişim evresinde bulunur. Her kıl bu evrelerden birbirinden bağımsız farklı zamanlarda geçmektedir. Lazer epilasyon sadece anajen (aktif) dönemdeki kılları etkiler. Bu nedenle tek seansta uygulanan bölgedeki tüm kılları yok etmek mümkün olmamaktadır. Tedavi süreci için (1-1,5 yıla yayılmış olarak) vücut bölgelerinde ortalama 5-6 seans; yüzde 7-8 seans denebilir.
Lazer epilasyon seans aralıkları nasıl olmalıdır?
Seans sıklığı yüz bölgesinde 1-1,5 ay, vücut bölgelerinde 2-2,5 aydır. Tedavi ilerledikçe seans aralıkları uzamaktadır. Örneğin üçüncü dördüncü seanstan sonraki uygulamalara daha seyrek aralıklarla gereksinim duyulmaktadır. Uygulamadan sonra, bir sonraki seansa kadar tüyler çıkmayacağından seans aralarında herhangi bir işlem gerekmemektedir.
Lazer epilasyonda seanslar ne kadar sürer?
Lazer epilasyon yönteminde çok kısa sürelerde, büyük alanlarda çalışma yapılabilir. Her seans uygulama yapılacak bölgenin genişliğine göre farklı sürede tamamlanır. Örneğin, komple bacaklar, sırt gibi büyük alanlar ortalama 2-2,5 saat, koltuk altı, bikini bölgesi, yüz gibi daha küçük bölgeler 10-15 dakika, bıyık, çene gibi küçük bölgeler 2-3 dakika gibi sürelerde taranmaktadır.
Lazer epilasyon ağrılı bir yöntem midir?
LightSheer diod lazer gibi yeni jenerasyon lazer cihazlarında aktif soğutuculu ucu sayesinde uygulama sırasındaki acı ve rahatsızlığı minimuma indirgenmiştir. Işın verildiğinde bazı hastalar, hafif bir batma ya da yanma hissi duyduklarını söylerler. Lokal anesteziye ihtiyaç yoktur.
Lazer epilasyonun yan etkisi var mıdır? İşlem, hastanın cilt ve kıl tipine uygun enerji değerleri ile yapıldığında lazer epilasyonun hiçbir yan etkisi yoktur. Uygulama sonrasında kısa süreli olarak, hafif bir kızarıklık, kabarıklık ve yanma görülebilir ki bu da tedaviden sonraki birkaç saat içinde kendiliğinden geçmektedir. Çok hassas ciltlerde kızarıklıklar 2-3 gün devam edebilir.
Lazer epilasyonu kimler uygular?
Lazerepilasyon uygulamasının güvenli ve etkin bir şekilde yapılması için kişinin kıl ve cilt tipine göre değişen değerlerle yapılması büyük önem taşımaktadır. Güvenli, kalıcı, ve kısa sürede tamamlanan bir tedavi için cilde gönderilecek ışınının dokuya zarar vermeden kıl kökünde maksimum tahribat yapması gerekmektedir. Buna göre ışının jul cinsinden enerji değerleri ve milisaniye cinsinden gönderilme süresi ve sıklığı kişinin cilt rengi, kıl rengi, kalınlığı ve yoğunluğuna göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle lazer uygulamaları uzman hekimler tarafından yapılmalıdır.
Yaz aylarında / solaryum sonrası lazer epilasyon uygulaması yapılabilir mi?
Lazer epilasyon açık tenli kişilerde daha kısa sürede tamamlanan bir yöntemdir. Cilt renginin açık olması yüksek enerji değerleriyle çalışılmasına olanak sağlayacağından epilasyon işlemi daha kısa sürede tamamlanacaktır. Diğer yandan LightSheerdeki bilgisayar sistemi sayesinde kişinin cilt rengine göre özel ayarlamalar yapılabileceği için bronz tenliler üzerinde uygulama yapılmasında hiçbir sakınca yoktur. Uygulama öncesinde ve sonrasında bir hafta on gün süreyle solaryum veya bronzlaşmak amacıyla güneşe çıkılmaması gerekmektedir.
Düşük dalga boyuna sahip cihazlarda ışın yalnızca yüzeye yakın kıl köklerini etkileyecek; daha derindeki kıl köklerine ulaşamayacağı için kesin ve kalıcı sonuca ulaşmak mümkün olmayacaktır. Yüksek dalga boyuna sahip cihazlar genellikle leke tedavisi, kılcal damar tedavisi uygulamalarında kullanılmaktadır. Uygulama esnasında duyulan acı hissi diğer cihazlara göre daha fazla olduğundan ve bu durumun tedaviye olumlu bir etkisi olmadığından epilasyon uygulamalarında çok efektif değildir. Bu nedenle en efektif dalga boyu LightSheer Diode lazerde bulunmaktadır.
Dokuya zarar vermeyecek ancak kıl kökünde maksimum tahribat yapacak olan kişiye ve uygulama yapılacak bölgeye uygun enerji değerleridir. LightSheer'da ışının jul cinsinden büyüklüğü (5j - 60j); milisaniye cinsinden gönderilme sıklığı ve gönderilme süresi ayarlanabilmektedir. Kıl kökleri düşük dozdan kısmen etkilenmekte ve bu doz kıl folikülünü kalıcı bir biçimde tahrip etmek yerine zayıflamasını sağlamaktadır. Bu durumda tüyler bir sonra incelerek çıkmaya devam etmektedir. Tüyler inceldiğinde ise kalıcı ve kesin tedavi şansı giderek zorlaşmaktadır. Yüksek doz ciltte yanıklar ve lekelenmeler oluşmaktadır. Bu nedenle kişiye özel dozlarla çalışmak işlemin güvenli yapılması ve tedavinin kısa sürede tamamlanması açısından önemlidir.
Esmerlerde, güneş ve solaryum sonrası bronz tenlilerde güvenli ve etkin lazer epilasyon
LightSheer'ın en önemli bir diğer özelliği esmerlerde ve bronz tenlilerde güvenli epilasyon sağlamasıdır. Bir önceki maddede söz ettiğimiz bilgisayar sistemi sayesinde kişinin cilt rengine göre hassas ayarlamalar yapılabilmekte böylece ışığa duyarlı esmer ve bronz tenlilerde hatta zencilerde dahi epilasyon işlemi yanık lekelenme riski olamadan güvenle uygulanmaktadır.
Lazer epilasyon uygulamalarında kıl kökünün kalın ve koyu renkli olması avantajdır. Bu nedenle bikini, koltukaltı gibi bölgeler çok daha hızlı şekilde tedaviye cevap vermekte ve 4-5 seans gibi bir süreçte tedavi tamamlanmaktadır. Ancak yüz gibi tüylerin daha ince olduğu bölgelerde kesin ve kalıcı epilasyonun sağlanması için bazı kişilerde 7-8 seans gerekmektedir. Bu da ancak LightSheer gibi kişiye özel hassas ayarlamalar yapabilen cihazlar için geçerlidir. Zira eski jenerasyon cihazlar yüzdeki tüylerde kalıcı epilasyon sağlayamamaktadır.
http://dengidengine.blogspot.com/

Lazerli Epilasyon

Lazer epilasyon : İstenmeyen tüylerin lazer ile yok edilmesi yöntemi olan lazer epilasyon da temel prensip: Kıl ve kıl kökünde bulunan, kıla rengini veren melanin pigmenti ile ışığın etkileşimidir. Melanin, üzerine düşen lazer ışınını absorbe eder. Absorbe olan ışın, ısı enerjisine dönüşerek kıl kökünü tahrip eder.

Kalıcı lazer epilasyon yöntemi için lazer ışınının cildin derinliklerine nüfuz ederek kıl köküne ulaşması ve ısı enerjisine dönüşerek köke hasar vermesi gerekir. Kıl kökleri, vücudun çeşitli yerlerinde değişmekle birlikte yüzeyin 2-5 mm altındadır. Lazer epilasyon amaçlı geliştirilen cihazlarda, ışının dalga boyu cilt altında ulaştığı mesafenin bu sınırlar içinde olması gerekmektedir.

Lazer epilasyon da seçici fototermoliz denen yöntem kullanılarak melanin taşıyan kılı yok etmeye yetecek, ancak çevredeki dokuya zarar vermeyecek ölçüde lazer ışını gönderilmektedir. Bu nedenle güvenli ve etkili bir lazer epilasyon için, cilt rengi; kıl rengi, kalınlığı ve yoğunluğu dikkate alınarak cilde gönderilecek enerji değerini ve gönderilme süresini belirlemek büyük önem taşır.

Gelişmiş lazer epilasyon teknolojilerinde kişinin cilt ve kıl özelliklerine göre özel ayarlamalar yapılmasını mümkün kılan gelişmiş bilgisayar sistemleri bulunmaktadır. Kişiye ve bölgeye özel en efektif dozların uzman doktorlar tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Zira işlemin olması gerekenden düşük dozlarla uygulanması lazer epilasyon seanslarının uzamasına, tam tersine yüksek olması ciltte yanık ve lekelenmelere yol açmaktadır.

Lazer Epilasyon her ne kadar kozmetik bir girişim olmasa da, mutlaka doğru lazer teknolojisini uygulayan, doğru lazer epilasyon merkezi tercih edilmelidir. Lazer Epilasyon, günümüzde sırf ticari amaç için açılmış ve doktor olmayan kişilerin kontrolünde bir çok lazer epilasyon merkezleri ve güzellik salonlarında lazer epilasyon uygulamasını eski veya ucuz teknolojiler ile yapmaktadır. Lazerli epilasyon adı altında lazer teknolojisi olmayan ucuz cihazlar ile lazer epilasyon uygulaması yapılmakta veya günümüzde artık lazer epilasyon amaçlı kullanılmayan bazı lazer türleri ile çalışılmaktadır.

Teknolojisi eskidiğinden dolayı uzakdoğudan ucuz fiyatlarla satın alınan bu cihazları temin eden bazı güzellik merkezleri, bir çok hastayı lazer epilasyon yapıyoruz diye kandırmaktadır. Buralarda yapılan lazer epilasyon işlemleri adeta bir modern ağda gibi geçici sonuçlar vermekte, hatta bazen lazer epilasyon sonrası kılların artması, ciltte kalıcı yanık izleri gibi çok can sıkıcı sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Defalarca lazer epilasyon yaptırdım halde netice alamadım diyen, bana vaat edilenler gerçekleşmeyince karşımda muhatap bulamadım diyen bir çok kişi ancak mağdur olduktan sonra lazer epilasyon hakkında bilgiye ulaşmaya çalışmaktadır. Lazerli epilasyon bilgi sitemizin amacı bir çok insanın Lazer epilasyon yaptırıp madur duruma düşmemesi için lazer epilasyon konusunu enine boyuna masaya yatırıp bilimsel gerçekler ile en dogru şekilde anlatmaktır.
http://dengidengine.blogspot.com/

Lazer Epilasyon Tedavisi

Lazer epilasyon uygulaması, 1990 lı yılların ortalarında tamamen kullanıma girmeden önce, yaklaşık 20 yıl gibi bir süre lazer epilasyon deneysel olarak araştırılmıştır. Intense Pulsed Light (IPL) epilatörleri ile epilasyon, teknik olarak lazer epilasyon değildir, tam spektrumda ışın yayan xenon flash lambalarını kullanır.Lazer ya da ışın tabanlı yöntemler ile lazer epilasyon, fototrikolizis yada fotoepilasyon olarak da anılır, lazer epilasyon yöntemleri olarak tanımlanmıştır. Lazer epilasyon uygulamasını tanımlayan ilk yayınlanmış makalenin tarihi 1998 yılına uzanmaktadır.

Lazer Epilasyon günümüz teknolojisinde Epilasyon konusunda gelinen en son noktadır. Lazer epilasyon 'da amaç, kıl üretimini gerçekleştiren kıl kök hücresini lazer ışığı ile tahrip edip bir daha kıl üretmesini tamamen engellemektir. Tahrip edilerek yok olan kıl hücresinin de bir daha kıl üretmesi mümkün olmadığından epilasyon yöntemleri arasında lazer epilasyon en iyi epilasyon yöntemidir.


Lazer epilasyon uygulamasının etkinliği genellikle dermatoloji camiasında kabul görmektedir, ve lazer epilasyon yaygın olarak uygulanmaktadır. Lazer epilasyon yöntemleri ile ilgili birçok değerlendirme uygulamanın güvenlik ve etkinliğini vurgulamaktadır.


Lazer Epilasyon Mekanızması:Lazer epilasyon uygulamasının arkasındaki primer prensip selektif fototermolizis'dir (selective photothermolysis - SPTL). Lazer epilasyon esnasında uygulanan lazer, koyu renkli hedef maddeyi selektif olarak ısıtarak lokal hasara neden olur (melanin), kıl uzamasına neden olan alanda etki gösterir, (folikül), cildin kalan kısmını ısıtmaz, zarar vermez. Işık koyu objeler tarafından emilir, bu sayede, lazer enerjisi ciltteki koyu objeler tarafından absorbe edilir. Bu koyu hedef madde, ya da kromofor, doğal olarak oluşabilir ya da suni olarak gelişebilir.
Lazer epilasyon selektif olarak melanin'i hedef alır.

Melanin, tüm lazer epilasyon uygulamaları için primer kromofor olarak düşünülebilir.

Melanin ciltte doğal olarak bulunur (cilt ve kıl'a rengini verir). Kıl içindeki melaninin iki çeşidi vardır:- eumelanin : saça kahverengi yada siyah renk verir.- pheomelanin : saça sarı yada kırmızı renk verir.

Lazer ışınlarının fotonları selektif olarak absorbe edildiği için sadece siyah yada kahverengi saç - kıl lazer epilasyon uygulamaları ile uzaklaştırılabilir.
http://dengidengine.blogspot.com/

Erkeklerde lazer epilasyon uygulamaları

Son yıllarda ortaya çıkan metroseksüel erkek kavramıyla birlikte çeşitli uygulamalar için estetik merkezlerine giden erkeklerin sayında büyük artış olduğu gözleniyor. Erkek estetiğinde en fazla ilgi gören konuların başında ise istenmeyen tüylerden kurtulma yöntemleri dolayısıyla erkeklerde lazer epilasyon geliyor.


Özellikle elmacık kemiği, kaş arası, ense, boyun, ellerdeki tüyler ve batıklar, omuz, sırt ve göğüs bölgelerindeki kıllardan şikayetçi olan erkekler, lazer epilasyon yöntemiyle istenmeyen tüyler ve batıkların tedavisine büyük ilgi gösteriyorlar. Lazer epilasyon yöntemi ile ortalama 5-6 seans gibi bir süreçte kıl kökleri tamamıyla tahrip edilerek tamamen tüy olmayan bir görünüm elde edilebileceği gibi, uygulama 2-3 seans yapıldıktan sonra bırakılarak kılların seyreltilmesi ve daha zayıf hale getirilmesi mümkün.


Lazer epilasyon uygulaması yönünden bakıldığında erkek ve bayan hastalar arasında hiçbir farklılık yoktur. Hatta genellikle erkek hastaların, kıl köklerinin kalın olması nedeniyle lazer epilasyon konusunda daha avantajlı olduğu söylenebilir. Kalın kıl kökleri, lazer ışınının enerjisinden daha fazla etkilendiğinden, işlem kıl köküne daha fazla tahribat yapmaktadır. Buna bağlı olarak erkek hastaların lazer epilasyon tedavisine daha hızlı cevap verdiği söylenebilir.
Medikal estetik uzmanları Dr. Murat Topoğlu ve Dr. Murat Tunç, erkeklere yönelik bakım uygulamaları hakkında bilgi verdi:
Erkeklerde artık göğüs kılı modası bitti mi?Çok aşırı kıllı olmanın modası kesinlikle yok. Göğüs bölgesindeki hafif tüyler dışında bir görünüm istemiyorlar.
En çok hangi bölgedeki kıllarından kurtulmak istiyorlar?Özellikle sırt, omuz başları, ense, yanağın üzerinde çıkan kıllar ve kulağın iç kısımlarındaki kıllardan kurtulmak istiyorlar. Bu kıllar pek çok kimsede komplekse neden oluyor, bazen tüyleri nedeniyle yıllarca denize girmekten çekinen erkekler de geliyor.
Erkekler tüylerinden kurtulmak için ne gibi sorular soruyor?Kılların ne kadar zamanda gideceğini, nasıl sonuç alabileceklerini soruyorlar. Ayda bir kez yapılan tedaviler ve bölgesine göre dört ya da sekiz seansta tüylerinden kurtulabiliyorlar.
Genelde tüy operasyonlarını gizli mi tutuyorlar?Hayır eşleriyle birlikte tedaviye gelen erkekler de oluyor. Erkeklerdeki kıl; androjen yani testosteron hormonundan kaynaklandığı için sonuçlar daha başarılı oluyor. Erkeklerden çok daha kısa zamanda sonuç alınabiliyor. Sonuçlar yüzde 90 oranında başarılı oluyor. Hastaların yüzde 65?ini hâlâ kadınlar oluşturuyor ancak erkeklerin oranı da yüzde 35?lere kadar çıktı. Genelde bu operasyonu, 18 ile 30 yaş arası erkekler tercih ediyor.
Tamamen pırıl pırıl mı olmak istiyorlar?Hayır, göğüslerindeki tüylerin seyrelmesini tercih ediyorlar. Sırt ve omuz bölgesindeki tüylerden ise tamamen kurtulmayı tercih ediyorlar.
Erkeklerdeki tüylerden kurtulmak için en gelişmiş yöntem nedir?‘Fototerapi’ de dediğimiz lazer ve ışın teknolojilerinin en yenisi olan I2PL teknolojisi, tüm bu sorunlara çözüm getirebiliyor. Bu flaş ışığı gibi bir laserli epilasyon Lazerden daha farklı bir yöntem; akne tedavisi ve cilt gençleştirme için de kullanılabiliyor. Tedavinin üstünlükleri ise acısız, çabuk ve etkili olması…

I2PL nasıl etki ediyor?I2PL’in verdiği ışık; kıl yapısında bulunan ışığa duyarlı melanin maddesi aracılığı ile büyüme dönemindeki kıl köküne iletiliyor ve saniyenin yüzde biri süresince 70 derecelik ısı oluşturuyor. Böylece kıl kökünün tahrip olması ve o bölgede bir daha kıl çıkmaması sağlanıyor. Uygulama çok kısa süreli olduğundan acı olmuyor. Kıl renginin koyuluğuna göre etkinliği artan tedavi, ayda bir seans uygulanarak gelişme dönemine geçen diğer tüylerin de yok olması sağlanıyor. 4-5 seanslık tedavi sonucunda, tüylerden yüzde 92 oranında kurtulmak mümkün…

Tedavi süresince dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?Tüyler tedavi öncesi 15 gün süreyle cımbız, epilatör, ip vs. ile çekilerek uzaklaştırılmış olmamalıdır. Tıraş edilebilir. Güneş, solaryum ya da bronzlaştırıcı kremlerle bronzlaşmış olmamalıdır. Tedavi sonrası bir ay süreyle 30 faktör üstü güneş kremleri ile güneş ışığından korunmak gerekir. Hiçbir yan etkisi yoktur ve başka bir tedavi gerektirmez.
http://dengidengine.blogspot.com/